Manisa Eski Milletvekili Bülent Arınç’tan Gündem Yaratacak FETÖ Açıklamaları…

Manisa eski milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, katıldığı bir programda kendisine FETÖ ile ilgili sorulan sorulara gündem yaratacak açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklamalarda "Bunların karanlık yüzlerini maalesef çoğumuz göremedik. Masum değiliz hiçbirimiz'' yanıtını verdi.

Haberin Detayı
Furkan Özer
furkan@manisagundemhaber.com
27 Haziran 2020 - 21:46
Manisa haber | Genel Gündem Politika Ulusal

29 yaşında, Manisa Gündem Haber Editörü, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Mezunu. 1.5 senedir Manisa Gündem Haber'de editörlük yapmakta.

eski milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, Haber Global’da ‘Jülide Ateş’le 40’ programına konuk oldu.

Gündeme dair merak edilen bir çok soruya yanıt veren Bülent Arınç, “FETÖ’cü müsünüz?” sorusuna da yanıt verdi.

Bülent Arınç’ın programda sorulan sorulardan öne çıkan bazı sorular  şöyle:

“NUR CEMAATİ ÜYESİ MİSİNİZ?”

Üyesi değilim sadece derslerine gittim. Onlar ders tabir ederlerdi. Namazlar kılınır Risale-i Nur’dan bir pasaj okunur, bir bölüm okunur ve orada onlardan çok daha önce okumuş ve hazmetmiş olan birisi bunun anlamını söylerlerdi. Doğrusu çok ağdalı bir dille yazılmış kitaplardır. Bir kaç defa üzerinde durulursa oradaki hakikatler anlaşılır.

Ben sadece dinleyiciydim, dinledikçe de keyif alıyordum. Bir süre devam ettim. Hukuk fakültesinde talebeyken de davam ettim ve ondan çok istifade ettim. Beni söylediğim 60’lı yıllardan sonra Manisa’da, 70’li yıllardan sonra Ankara’da derslerine devam ettiğim için biliyorum. Ders kelimesinden kimse gocunmasın, onlar Risale-i Nur dersleri derler. Kitaplar okunur ve açıklamaları yapılır. Bir sahabe hayıtını örnek alarak İslam’ın yaşanmasını temsil eder.

Fetullah Gülen’in ortaya çıkması 70’li yılların sonuna doğrudur

O da Risale-i Nur hareketinden istifade ettiğini söyler. Ama kendisine başka bir yol seçmiş, başka bir üslup seçmiş, başka bir tarz seçmişti. Sonra Risale-i Nur Cemaatinin büyük bir kısmı onu dışladı. Senin yolun yol değil dediler. Risale-i Nur’un aslını değiştirmeye mutafık çalışmalarından dolayı da onların dışladıklarını da iyi biliyorum. Özellikle. 80-90’dan sonra o cemaatten tard edilmiştir Fetullah Gülen. O kendi yolunu eğitim vesaire hizmetlerle tanzim etmiştir.

“Nurcular siyasette ağırlıklarını koymuşlardır ama hiç bir zaman taraf olmamışlardır”

O yüzden bu gün Fetullah Gülen denen o şahsa, yani 15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki güce inan bazı kişiler Nurcuları aynı kategori içerisine koyarlar, bu büyük bir yanlıştır. Nurcuların hiç birisi devlete talip olmamıştır, siyasete talip olmamıştır. Siyasette ağırlıklarını koymuşlardır ama hiç bir zaman taraf olmamışlardır.

” FETÖ BİNLERCE İNSANIN BEYNİNİ NASIL YIKADI?”

Sorun burada zaten. Bunun cevabı 2 dakikada verilmez. Bu üzerinde durulması gereken, siyasi boyutu olan, eğitim boyutu olan, manevi  boyutu olan, hemen hemen her kurumun üzerinde çalışma yapması gereken bir konudur. Şimdi düşünün ki, Genel Kurmay Başkanı yanındaki Yaveri tarafından teslim alınıyor. Mit Başkanı bir başka şekilde enterne ediliyor. Yani kendilerini bu kadar gizleyen, sureti haktan görünen, belli hedefleri belli zamanlara yayarak gelmiş çok kötü, çok gizli çok hesaplı bir örgütle karşı karşıyayız. Bunu fark edemeyen insanlar çoğunluktadır.

“Bu gün en çok FETÖ hakkında bağırıp çağıran insanların evvelin de ne kadar içli dışlı olduklarını ve övdüklerini göreceksiniz”

Mesela  bu gün en çok FETÖ hakkında bağırıp çağıran insanların bazen Twitleri, bazen de televizyondaki konuşmaları yayınlandığı zaman, aslında 3-5 sene evveline kadar bunlarla ne kadar içli dışlı olduklarını, bunları da ne kadar övdüklerini göreceksiniz. İnsanlar bir yönüyle eğitime, bir yönüyle maneviyata, bir yönüyle de sosyal görünüşlerine bakarak bunlarla birlikte oldular. O yüzden ben 15 Temmuzu hiç düşünmemiştim. 15 Temmuzdan hiç habersizdim diyen insanların, masum oldukları hakkında karar vermek lazım. Taki ellerinde silah olup helikopterden ateş açanlar veya uçaklarla bombalayanlar veya 251 şehidimizin kanını ortaya dökenler, bunlar mutlaka bu işin içinde ve önündedir.

“Bunların karanlık yüzünü çoğumuz maalesef göremedik. Masum değiliz hiç birimiz”

Ama Kars’taki bir İmamın veya Erzurum’daki bir memurun, bir başka yerdeki bir doktorun, bu 15 Temmuz hain darbe girişimin içerisinde hangi rolü oynadığına çok iyi bakmak lazım. Bence insanların bunların dış görünüşlerine bakarak, onların ağızlarından dökülen sözlere bakarak, onların yurt dışındaki okullarına bakarak, burada ki bir takım sosyal etkinliklerine bakarak, bizim tabirimizle ‘Hüsnü Zan’ etmeleri  bence yersiz değil. Bunların karanlık yüzünü çoğumuz maalesef göremedik. Masum değiliz hiç birimiz.

“FETÖ’CÜ MÜSÜNÜZ?”

Bülent Arınç, “Ben FETÖ’cü değilim”

Soruna ise Bülent Arınç, “Değilim. Bu bana yapılabilecek en kötü iftira olabilir.  İftiranın iyisi güzeli olmazda, çünkü  buu sözün arkasından başkalarına da sormanız gerekir. Türkçe olimpiyatlarının hepsine katıldım.

Meclis Başkanıyken ödül de koydum. Çünkü Türkçe’nin konuşulması, Türkçe’nin uluslararası bir dil haline gelmesi, İstiklal Marşı’nın söylenmesi bizi etkiliyordu. Bunların okullarına da gittim. O okullarda da Türkiye aleyhine hiçbir faaliyet sezinlemedim.

Benim söylediğim sözleri herkes söyledi

Benim söylediğim sözleri Binali Yıldırım da söyledi, benim söylediğim sözleri Bekir Bozdağ’da söyledi, benim söyledim sözleri, Sayın Recep Tayyip Erdoğan da söyledi. Herkes söyledi. Çünkü biz inanıyoruz. Biz zahire göre hareket ederiz.

Zahire göre derken dış görünüşüne bakarız. Kimsenin kalbini yarıp da bakmadık. Hiçbir istihbarat raporunun, hiçbir emniyetin, askeriyenin istihbaratlarında bunlar 15 Temmuz gibi bir kalkışmayı yapabilirler diye bir notun gelmediği MGK toplantılarına katılmış biri olarak söylüyorum.

15 Temmuz’u şu ana kadar kimse önceden söylemedi

Eğer bizi aldatmışlarsa, bizi yanıltmışlarsa bu suç bizim değil. Biz bu faaliyetleri sezememişiz, sezseydik kafalarını ezerdik. Bunun yapılacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ama 15 Temmuz’da biliyorsunuz Cumhurbaşkaımızdan, babakanımıza kadar, hükümet üylerine kadar meclisin bombalandığı bir facia yaşadık. Bu facianın yaşanabilir olduğunu şu ana kadar kimse önceden söylemedi.

Evet emniyetteki, asker içindeki bir yapılanmadan zaman zaman bahsedildi ama böylesine bir 15 Temmuz hain kalkışmasını kimse söylemedi. O yüzden kendimi bu noktada bir suçlu olarak görmüyorum. Hele hele FETÖ’cü olarak görmüyorum.

“15 Temmuzdan haberim olsaydı kafalarını ezerdim”

17-25 Aralık eyleminden sonra ben 18 bin haber yapmışım bunlarla ilgili olarak. Medya araştırması yaparsanız göreceksiniz. Bunların fitne çıkardığı, yanlış yaptıklarını söylemişim. Akıllarınız başınıza alın demişim. Din ve Vicdan özgürlüğüne bu partinin, bu iktidarın tanıdığı bu haklardan bu kadar istifade ettiniz, gözünüze dizinize dursun demişim. Ne yapmalıydım, 15 Temmuzdan haberim olsaydı kafalarını ezerdim. 15 Temmuzu hiç kimse bilemedi.

“DAMADINIZIN FETÖ SEMPATİSİNİ BİLİYOR MUYDUNUZ?”

Biliyordum tabii. Sempatisi derken onların okullarına bir hayranlık duymuştu. Belki onların toplantılarına gidip kula vermiştir. Bunun ötesinde milyonlarca insanın yaptığını söylüyorum ben. Benim sözlerim sağa sola götürülecek sözler değil. Türkçe olimpiyatlarında ne konuştuysam konuştum hiçbirisini inkar etmem. Okullarına kadar ziyaret ettiysem ettim.

Ama siyasi olarak veya maddi olarak ne verdim ne aldım. Benim irtibatım bu kadar. O Olimpiyatlara kimler gelmedi. Ali Babacan’ın dan Ahmet Davutoğlu’na kadar, 100 bin kişiyle Sayın Erdoğan’ın dan bin kişiyle bir başkasına. Herkes bu hizmetlere  karşı duyduğunu ifade etti. Unutmayalım dışarıda ne duruyorsun gel Türkiye’ye artık diyerek, kendisini Türkiye’ye davet ettik.

“Hiçbirimiz 15 Temmuz’da bunlar darbe yapar diye hiç düşünmedik”

İnanın hiçbirimiz 15 Temmuz’da bunlar darbe yapar diye hiç düşünmedik. Ben düşündüm diyen varsa çıksın ortaya söylesin. Şu televizyonlarda konuşan emekli albaylar vs. Hiçbirisi bir şey bilmiyorlar. Hepsi aldatıldı. Hepsi yanıltıldı. Çoğu onların Ergenekon’dan duyduğu hıncı konuşuyorlar. Bilgiye dayalı hiç bir şey yok. Ben 6,5 sene başbakan yardımcılığı ve hükumet sözcülüğü yaptım, MGK ile hükumet ilişkilerinde de ayrıca sorumluydum. Hiç bir raporun içerisinde bunlar 15 Temmuz kalkışması yapar diye irtica birinci tehdit olarak görünmüyordu.

Bugün en çok bağıranlar zamanında en çok FETO’yla içli dışlı olanlardı

Neyi konuşuyoruz biz, benim söylediklerimin on mislini söyleyenler var. Bu gün eski bir millet vekili var, daha 10 gün evvel daha önce Fatih Altaylı’nın programında söyledikleri ortaya çıktı. Bugün en çok bağıranlar zamanında en çok onunla içli dışlı olanlardı. Sadece üzerlerine gelmesinler diye daha çok bağırıyorlar, hünerleri bu.

“DAMADINIZ OLMASAYDI BERAAT EDER MİYDİ”

Yüzde yüz beraat ederdi. Ama iş burada değil, iş şurada. Madem ki Ekrem beraat etti, onun durumunda olanlar niye mahkum oluyorlar. Bu yargının sorunu. YouTube’da katıldığım bir programda bunu detaylı olarak 35 dakika açıkladım. Oradan bakıp izlesinler. Yargının içinde bulunduğu felaket durumu orada anlatıyorum. Burada iki dakikada burada anlatamam.

“Ben Türkiye’nin en iyi 10 ceza avukatlarından biriyim”

Yüzde yüz beraat etmesi lazımdı, çünkü dosyayı biliyorum. Ben Türkiye’nin en iyi 10 ceza avukatlarından biriyim. Hayatım ceza davalarıyla geçti. Bu bilgi, belgelerin çoğu ya gizli tanığa dayanıyor yada itirafçılara dayanıyor. Oradaki iddiaların hiçbirisi ispatlanamadı. Aksine dinlenen şahit bunun yalan olduğunu söyledi. Ben hala açık olan bir dosyada yargıyı etkilememek için daha fazla bir şey söylemeyeceğim.

“15 Temmuzdan sonraki yargılamalarda adalete sığmayan davranışların içerisinde yetiştim”

Şimdi iş istinaf mahkemesinde. İstinaf mahkemesi en adil kararı vereceğine inanıyorum. Burada benim damadımın ismi üzerinden bu işin yürütülmesi çok çirkin. Ben 15 Temmuzdan sonraki yargılamalarda bir takım eksikliklerin, noksanlıkların ve adalete sığmayan davranışların içerisinde yetiştim. Her dosyanın az çok iddianamesini biliyorum. Her yargılamadan haberim var. Türkiye bunu aşacak. Yargıya inanmak zorundayız. Başka ikinci bir yargımız yok ve Ankara’da hakimler var.

“TÜRKİYE BAĞIRSAKLARINI TEMİZLEDİ Mİ?”

Ben ‘Türkiye bağırsaklarını temizliyor’ sözünü 2009 Mart ayında mali seçimler yapılırken Van’da söyledim. Bu aylar yeni yeni bazı gazetelerde şu ortaya çıktı, bu ortaya çıktı, şurada cunta planları yapıldı, burada bilme ne hesapları görüldü. Bunların konuşulduğu bir zamandı. Cuntacılık Türkiye’de bir gelenektir. 27 Mayıs öncesi de vardı sonrası da vardı.

“Bu sözlerin Ali Tatar’la ya da bir başkasıyla yakından ilgisi yok”

AK Parti iktidara geldi, cunta heveslileri bizi vesayet altına almak istediler. Biz onlara karşı direndik ve başardık.

Dolayısıyla bu planlar programlar özellikle Taraf gazetesinde ve başka yerlerde yayınlanmaya başlayınca, ben bu faaliyetlerin deşifre olmasından fevkalade memnun oldum ve bu sözleri söyledim. Bu sözlerin Ali Tatar’la ya da bir başkasıyla yakından ilgisi yok.

Bu o tarihlerde Balyoz’du şuydu buydu iki çanta dolusu belge gelip de onların üzerinden Fatih Camii şöyle olacak, Süleymaniye sorusu böyle olacak, ıslak imzalı bir takım belgeler ortaya döküldüğünde “Türkiye bağırsaklarını temizliyor bu operasyonlarla” dedim.

“Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ ile terörist ilgisi kuramazsınız dedim”

Fakat bu operasyonlarda savcı ve hakim rolündeki alçaklar sonradan herkesi aynı potaya koyunca iş çığırından çıktı. Ve ortaya bir hukuk rezaleti çıktı. Benim 2009’da söylediğim bu söz darbeci gelene karşı söylenmiş bir sözdür. Yoksa Ali Tatar’ın hatırasına saygı duyuyorum. Ben Ergenekon davasından yargılanan pek çok insana sahip çıktım. Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ ile aynı hükumette çalıştım, aynı MGK’da toplanıyorduk.

Böyle bir insanı terörist ilgisi kuramazsınız dedim. Yalvardım tutukluluk halleri, devam etmesin dedik, tutukluluk bir istisnadır dedim. Ben bütün bunları bir hukukçu olarak savundum. Ortaya yayılan belgeleri gördükçe, bir takım hesapları gördükçe, hala Türkiye’de Silahlı Kuvvetler içerisinde hükumeti devirmeye yönelik bir cunta faaliyetini gördüm ve onun deşifre olmasın da memnun oldum.

“AKŞENER, BABACAN VE DAVUTOĞLU SAYIN ERDOĞAN’A İHANET Mİ ETTİ?”

Hayır. Buna hain diyenler bu partilerin kurulmasına giden süreçte sürekli bu tür çirkin sözlerle ve yaklaşımlarla bu insanları partiden uzaklaştırmaya çalışanlardır. İhanet kelimesi öyle gelişi güzel kullanılmaz. Bu kadar çok kullanılırsa tükenir.

Sayın Akşener’i bir kenara koyayım. Sayın Akşener, MHP’den ayrılarak bir parti kurdu. Ama unutmayın Erkan Mumcu bizden ayrılıp parti kurdu.

İdris Naim Şahin bizden ayrılıp parti kurdu. Yani bu son kurulanlar önceki 4-5 taneden sonra kurulandı. Hiçbirisinin sivri sinek ısırığı kadar AK Parti’ye zararı olmadı.

Şimdi farklı. Şimdi iki tane AK Parti’de başbakanlık yapmış, başbakan yardımcılığı yapmış hükümetin içerisinde takdir görmüş insanlar AK Parti’nin yanlışlarını söyleyerek bir parti kuruyorlar.

Ben yaptıklarının yanlış olduğunu düşünüyorum. Ben Erbakan’dan dört saat konuşarak ayrıldım. Elini öptüm, kucakladı beni.

“GÖKÇEK’LE ARANIZDAKİ HUSUMETİN SEBEBİ NEDİR?”

Ben tekrar dönmeyeceğim bunlara. Ben sanırım 2015 Haziran seçimlerinden önce Mart falandı. O benim hakkımda 30’a yakın tweet attı. Hakaret etti. Yalan yanlış şeyler söyledi. Beni FETÖ’cü olmakla suçladı. Yalan yanlış şeyler söyledi. O gün bakanlar kurulu vardı.

Ben Sayın Davutoğlu ve bakanlardan, bu adamı çağırıp “sen ne yapıyorsun? Bir başbakan yardımcısının istifasını isteyecek bir insan mısın?

“Ben onun kolunu kestim o benim sakalımı tıraş etti”

”Kendine gel” demesini beklerdim. Onlardan böyle bir şey gelmeyince. Onlar bana şunu tavsiye etti. “Sen bu adamın söylediklerine ne bakıyorsun. Sen Başbakan Yardımcısısın onun haddine değil. Ben onu çağırırım konuşurum demiş. Fakat baktım ki olmadı. O zaman ciddi bir iş yapmak lazım dedim ve kendisiyle ilgili o konuşmayı yaptım.

Youtube girenler milyon defa izlenmiş o konuşmamı bulabilirler. O günden sonrada pek çok televizyonlarda konuşmalar yaptık. O konuşmaları tekrarlayacak değilim. Aradan da 5 sene geçti. 5 sene sonra bizim açımızdan husumet var mı yok ondan emin değilim. Onun helalleşmesi gereken insanlar var.

Onun iftiraları nedeniyle benim damadım, kızım ve torunlarımı perişan etti. Bunun ahireti var hesap günü var. Ben onun kolunu kestim o benim sakalımı tıraş etti. Sakal daha gür çıktı ama kol yerine gelmiyor.

0 0 vote
Haberi Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Salihli’nin Kemerdamları Domatesi Manisa ve Çevre İllerin Hallerine Gönderiliyor
0
Bu haber hakkında yorum yapmak ister misiniz?x